LINKEDLN PROFESYONELİ, SATIŞ PAZARLAMA YÖNETİCİSİ AYNI ZAMANDA SUIT YOUR JOB PLATFORMUNUN KURUCUSU AYSU BİLGİN ÇEÇEN İLE RÖPORTAJ ZAMANI

Merhaba sevgili okurlarım. Bugün  Linkedln Profesyoneli, Satış Pazarlama Yöneticisi aynı zamanda Suit Your Job platformunun kurucusu Aysu Bilgin Çeçen ile yaptığımız röportajla sizlerleyim. Ülkemizin şu an olduğu Covid-19 virüsü nedeniyle bir süre röportajlarımızı online gerçekleştirmek durumundayım. Diğer online platformların yoğun kullanımı nedeniyle bağlanamayarak Wp’den görüntülü görüşmek durumunda kaldık. Bu yüzden fotoğrafımızı çok mükemmel çekememiş olmam durumunu göz ardı edebilirsek çok memnun kalırımJ

  O halde başlayalım sevgili okurlarım. Çünkü ben kendisini dinlerken çok keyif aldım. Sizlerin de çok keyif alacağına eminimJ

RÖPORTÖR: Merhaba Aysu Hanım. Öncelikle görüşme ve röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür etmek istiyorumJNasılsınız?

KİŞİ: İyiyim, teşekkür ederim. Rica ederim. Sizler nasılsınız?

RÖPORTÖR: Ben de iyiyim, teşekkür ederim. Öncelikle kendinizi tanıtabilir misiniz?

KİŞİ: Ben Aysu Bilgin Çeçen. 1981 doğumluyum. İzmir’de yaşıyorum. Evliyim. 8 yaşında 2.sınıfa giden bir oğlum var. Üniversite 3. Sınıftan beri çalışıyorum. Yaklaşık 20 yıla yakın bir iş hayatım bulunmakta. Bunun yaklaşık 17 yılını beyaz yakalı olarak sürdürdüm. 2002 yılında telekomünikasyon sektöründeki bir şirkette çalıştım. Yıllar içerisinde çeşitli bölümlerinde çalıştım. Son sekiz yılımda şirketin kurumsal müşterilerden sorumlu Ege bölge müdürü olarak devam ettim. Sonrasında kısa bir gayrimenkul deneyimim oldu. Gayrimenkul kısmından açıkçası pek hoşlanmadım. Geçtiğimiz yılın başında da kendi şirketimi kurdum.  Şirketimin ismi Suit Your Job. Şirketimde ekibimle beraber bireylerin iş arayışı ve profesyonel duruşlarını güçlendirmesi adına Linkedln profili ve özgeçmiş hazırlanması gibi hizmetler vermekteyiz.

RÖPORTÖR: Üniversite hayatınızda kendinizi geliştirmek adına neler yaptınız?

KİŞİ: Üniversitede ekonomi mezunuyum. Lisedeyken tekstil mühendisliği okumak istiyordum. Lisede bölüm seçimim fen bölümü oldu. Sonrasında fizikte başarısız olduğumu gördüğümde üçüncü sınfta eşit ağırlığa geçtim. Ekonomi okudum. Birinci öğretimdim bu arada gececi değildim. Üniversitedeyken en önemli konu; çalışma hayatına yavaş yavaş girmek. Bu tabi ki okunan bölümle çok alakalı. Ekonomi, iş dünyasıyla alakalı olduğu için birinci sınıftan itibaren staj yapmaya başladım. Benim en büyük önerim; yaz aylarınızı sadece tatil yaparak değerlendirmeyin. Bu staj olabilir ya da part time bir yerlerde çalışma olabilir. Tüm yazlarımı açıkçası böyle değerlendirdim. Sonrasında bir çok arkadaşım iş ararken benim işim vardı. Önce part time olarak girmiştim sonrasında full time çalışmaya başladım. Orada devam ettim.

RÖPORTÖR: Yüksek lisansınızı MBA üzerine yapmıştınız. MBA’ dan bahsedebilir miyiz?

KİŞİ: Benim zamanında yapmış olduğum MBA şu an yapılan standart MBA gibi değildi. Çalıştığım telekomünikasyon şirketinin sunmuş olduğu bir hizmetti. Benim o şirkette üst üste pek çok Türkiye derecelerim bulunmaktaydı. Şirketin Bahçeşehir Üniversitesi ile anlaşmasının olduğu bir proje bulunmaktaydı. Şirketimizin başarılı kişilere sunduğu bir uygulamaydı. Normalde Bahçeşehir Üniversitesi ücretli bir üniversite. Fakat başarılı kişilere bu program hediye edildi. Ben ekonomi mezunu olduğum için programda çok benzer şeyler olduğunu gördüm. Maliyet muhasebesi gibi dersler. Tabiki bu bir tık daha üst versiyonu oluyor. Okumanın sınırı yoktur. Keşke şu an tekrar fırsatım ve vaktim olsa da başka bir alanda da yüksek lisans ya da doktora yapsam. Öğrencilerin üniversite tahsillerini 4 ya da 5 yıl ile sınırlandırmasını doğru bulmuyorum. Mutlaka devam edilmeli. Çok güzel yüksek lisans programları bulunmakta. Mesela sen bir endüstri mühendisi olabilirsin fakat çok iyi bir insan kaynakları da olabilirsin. Yüksek lisans programları bunları destekler durumda. Öneriyorum. Güzel ve keyifli programdı. Ama dediğim gibi üniversiteler genel olarak teoriyi veriyor. İşi pratikte öğreniyorsunuz aslında. Okumanın sonu yoktur. Sürekli devam edelim.

RÖPORTÖR: Linkedln’dan bahseder misiniz?

KİŞİ: Linkedln’nin dünyada kullanım sayısı 700 milyona yaklaştı. Türkiye’de ise 9 milyona ulaşmak üzere. Dünyanın en büyük profesyonel iş ağı. Üniversite öğrencilerinin networklerini ve iş potansiyellerini oluşturmak için profillerini oluşturmaları gerekiyor. Linkedln temelde üç alana hizmet ediyor aslında. İnsan kaynakları, bireysel ya da kurumsal itibar ve imaj yönetiminizin yapılması, dijital pazarlama içeriklerinin  yayınlanması sayılabilir. İhracat ve satışa direkt olarak etkisi olan bir platform. Türkiye’de iş süreçlerinin yönetildiği lokal platformlar var. Linkedln bunlardan bir tık farklı. Çünkü biraz daha sosyal medya gibi bir durumu söz konusu. Dolayısıyla iyi ve kalite bağlantılar kurarak iş hayatınıza hazırlanabiliyorsunuz.

RÖPORTÖR: Satış ve pazarlama departmanları ile ilgili konuşabilir miyiz?

KİŞİ: Satış ve pazarlama birbirinden farklı departmanlardır. İkisi de ciddi anlamda uzmanlık gerektiren alanlardır. Benim içlerinde en çok uzman olduğum satıştır. Yaklaşık 15 yıllık saha deneyimim var. Satışla ilgili en önemli söyleyeceğim konu dürüst  ve müşteriye karşı samimi olmaktır. O fiyata düşemiyor olabilirsiniz, müşterinin problemi o anda çözümlenemiyor olabilir. Ama buna içtenlikle, samimi ve net açıklamalar yapılmalıdır. Satış tek bir seferde olmaz. Sürekliliği gelen bir satış olmalıdır. Satışta bir kere vur kaç yapmanın hiçbir anlamı yoktur. Önemli olan devamlılıktır. Bu yüzden içtenliğin ve samimiyetin çok önemli olduğuna inanıyorum. Bununla ilgili pek çok kitap var. Bunlar tabiki okunmalıdır. Satışın sahada müşteriyle çarpışarak olduğuna inanıyorum. Bu yüzden ne kadar çok ziyaret sağlarsanız ve telefon görüşmesi yaparsanız bu satışa katkı sağlar. Pazarlama satışa oranla daha fazla evrilmeye başladı. Çünkü artık eski gazeteler yerine dünya tamamen dijital ortamdan ilerlemeye başladı. Bununla ilgili destek alınacak pek çok eğitim, platform,kurs açılmaktadır. Bunlar çeşitli üniversiteler, kurumlar ve ajanlar tarafından da düzenlenmektedir. Bu arada dijital pazarlamada şu kadar indirim oldu ya da şu kadar sattık gibi şeyler yapmak yerine ürünün nedenlerini açıklamanın daha mantıklı olduğunu düşünüyorum. İyi bir pazarlama yaptığınızda iyi bir satış yapabilmeniz de ortaya çıkar.

RÖPORTÖR: Sizce bir üniversite öğrencisi kariyer planını  nasıl yapmalıdır?

KİŞİ: Öncelikle iş aramak bir iş sürecidir. Tüm öğrencilerin iş aramayı iş edinmesi gerekiyor. Eskiden bir ilana başvururdunuz ve geri dönmelerini beklerdiniz. Artık böyle bir şey yok. Bütün kanallarınızı ve network alanınızı kullanarak iş süreci yaratmanız gerekiyor. Bence öncelikle aile hayatınızdan daha çok iş hayatınızda olacağınızdan neyi çok sevdiğinize, hangi alanın sizi tetiklediğine göre bir karar vermeniz gerekir. Bu içsel bir yolculuk aslında kısmen. Bu karar verildikten sonra bunu hangi firmalarda bulabilirim gibi ikinci aşamaya geçmek gerekiyor. Tabi ki bu anlattıklarımın hepsi şartların iyi ve stabil olduğu durumlar için geçerlidir. Bir kişinin  paraya ihtiyacı varsa söylediğim adımları gerçekleştirme şansı olmayabilir. Hızlı para kazanabilmek adına. Ben gerçekleri yok saymıyorum.Bunun altını da özellikle çizmek isterim. Ama mevcut durumun olduğunu ve seçme hakkının olduğunu düşünürsek eğer kendisinin ne kadar yeterli olduğuna bakmak gerekiyor. Bir öğrencinin mezunsa eğer oturduğu yerden ben mali işler uzmanı olacağım demesi biraz saçma olur. Kendisinin bu konuda kendini geliştirmesi ve çeşitli adımları atması gerekir. Eksiklerini tespit etmesi ve bu eksiklere göre bir yol haritası çizmesi gerekiyor.Örnek veriyorum o iş için Almanca gerekiyorsa onu öğrenmeli gibi. Sonrasında da büyük küçük demeden önlerine güzel bir fırsat çıkması halinde iş hayatına atılmalarını tavsiye ederim. Zaten bir kişi hamurunda iyiyse kişinin yükselmesi olasıdır.

RÖPORTÖR: Girişimci olmak isteyen birine nasıl tavsiyeler verirdiniz? Girişimcilik yolculuğunuzdan bahseder misiniz? Kurduğunuz firmanızdan bahseder misiniz?

KİŞİ: Ben beyaz yakalı çalışırken hep kendi işimi kurma fikrim vardı. “Ben bu kadar çalışıyorum kendi firmam olsa holding olurdu” diye düşünürdüm hep. Ama iş fikrim yoktu. Girişimcilik şöyle bir şeydir; hem aklınızdan hem de beyninizden geçirdiğinizde ve inandığınızda girişimcilik sinyali verilmesidir. Ben konfor alanını çok seven birisiydim. Aynı düzenle maaşımı alarak devam etmeyi seven biriydim. Bu alandan çıkmak çok kolay olmuyor. Girişimci olmak isteyen kişilerin öncelikle iş fikri çok önemli. Kesinlikle buna dikkat  etmelerini öneriyorum. Dünyada önümüzdeki yıllar için fütüristlerin ön görüleri var. Kaybolacak meslekler ve oluşacak meslekler ile ilgili. Bunları çok ciddi takip etmelerini öneriyorum. Zaten bir anda beyinleriyle ve kalpleriyle yapma hissiyatları olacak. Zaten kimse onları tutamayacak. Geçtiğimiz yıl ilk sinyaller gelmeye başladı ve sonrasında kendi şirketimi kurdum. Dediğim gibi ana noktalarımız; Linkedln, insan kaynakları, cv, ön yazı hazırlama, iş ortaklarımızın boş pozisyonlarının doldurulmasıdır.

RÖPORTÖR: Müşteri yönetimi, pazarlama yönetimi, marka danışmanlığı gibi konuları biraz daha detaylı konuşabilir miyiz?

KİŞİ: Pazarlama yönetimi bir şirket için en önemli konulardan birisi. Pazarlama yönetimini ve satış yönetimini iyi yapabilirsiniz. Fakat müşteri yönetimini iyi yapmadığınızda bunların hepsi boşa gider. Burada bütünsel bir durum var. Müşteri yönetiminde de aynı satıştaki gibi içtenlik, samimi ve dürüst olmak önemli. Müşteride geri dönüş süreleri çok önemlidir. Bunlara dikkat etmek gerekiyor. Bu süre zarfı o markayı temsil eden kişi için gerçekten çok önemli. Buna zaten pek çok isim verilebiliyor. Müşteri danışmanlığı, müşteri yönetimi gibi. Sonuçta bir kişi müşterinin sahibi oluyor. Pazarlama yönetimi bunlardan farklı. Ürün odaklı hareket ediyor. Doğru iletişim kanallarıyla pazarlama yapmaktır. Satış yöneticisi müşteri yöneticisi ile aynı değerlendirilebiliyor çoğu zaman. Çünkü burada şirketler farklı unvan verebiliyor. Sonuçta her ikisinde de mevcut portföy müşteriyi kaçırmadan doğru bir şekilde hizmet sunuluyor.

RÖPORTÖR: Stajlar ile ilgili tavsiyeleriniz nelerdir?

KİŞİ: Ben üniversiteye 1999 girişliyim. Size göre çok çok öncesinden bahsediyoruz. Bizim dönemimizde staj yapmak çok zor değildi. Şirkete başvuruyordunuz ve birkaç şirket size dönüyordu.  Stajımı İzmir’de büyük bir grupta yapmıştım stajımı. Şu an büyük şirketlere başvuru sayısı fazla olduğu için elemeden geçirdiklerini biliyorum. Burada yılmamak lazım. Yıldığınız gün kaybettiğiniz gündür. Bıkmadan usanmadan seçenekleri çoğaltarak başvuruda bulunmak gerekiyor. Ne kadar çok başvuru olursa o kadar şansımız yüksek olur. Kesinlikle vazgeçmeyin diyorum.

RÖPORTÖR: Röportajımızın sonuna gelmiş bulunmaktayız. Vaktiniz ve bilgileriniz için çok teşekkür ederim.İyi günler.

KİŞİ:Ben teşekkür ederim.İyi günler.

  Bugünkü röportajımızın sonuna gelmiş bulunmaktayız. Ben kendisini dinlerken ve sizlere aktarırken çok keyif aldım. Umarım sizler de okurken keyif alırsınız. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalınJ

HURİYE BÜŞRA ÖZTÜRK

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: